|

|
|
|
|
|
KÜRESEL ISINMA |

|
Küresel ısınmanın Türkiye'ye
etkileri
2070’te Türkiye
genelinde sıcaklıklar 6 derece kadar yükselecek, Karadeniz
Bölgesi dışında yağışlar iyice azalacak. Ekosistem değişince,
birçok canlı türü de yok olma tehlikesiyle karşı karşıya
kalacak.
İstanbul Teknik Üniversitesi Avrasya Yerbilimleri Enstitüsü,
küresel ısınmasının, Türkiye üzerindeki etkilerine ilişkin bir
senaryo hazırladı. Bu senaryoya göre, küresel ısınma aynı
şekilde devam ederse, 2070’te Türkiye genelinde sıcaklıklar 6
derece kadar yükselecek. Ekosistem değişecek, canlı türleri yok
olma tehlikesi yaşayacak.Prof.Dr. Nüzhet Dalfes, Türkiye’nin
küresel ısınmayla mücadele karşısındaki tutumunu, “İlk defa bir
yerde Türkiye Cumhuriyeti hükümeti bizden bilgi talep eder
durumda oldu. Bu tabii bizi çok sevindirdi ama Türkiye bu açıdan
geç kalmış bir ülke” sözleriyle eleştirdi.

Çevre ve Orman Bakanlığı’nın isteğiyle, “Türkiye için iklim
değişikliği senaryoları” başlıklı bir rapor hazırladıklarını
söyleyen Dalfes, şu ana kadar elde edilen verilerin, 2070 -2100
yılları arasını kapsadığını açıkladı.

Dalfes, çalışmayla en kötü durum için hazınlanmış bir
projeksiyon yapıldığını dile getirerek, “Türkiye’yi hoş olmayan
bir tablo bekliyor” dedi.

Eldeki verilere göre küresel ısınma aynı şekilde devam ederse,
yaz aylarında Türkiye’nin batısında sıcaklıklar 5 ila 6 derece,
Orta ve Doğu Anadolu ile Güneydoğu Anadolu bölgelerinde ise 3
ila 4 derece yükselecek.

Kış aylarında da sıcaklıklar 2 ila 3 derece yükselecek.

Senaryoya göre, 2070 yılında Karadeniz Bölgesi’nde yağışlar
yüzde 10 ila 20’lik artış gösterecek, güneyde ise yüzde 30’a
kadar azalacak.

Prof. Dr. Nüzhet Dalfes, iklim değişikliklerinin farklı
şekillerde hissedileceğini, önümüzdeki on yıllarda iklimin
değişikliğinin daha fazla hissedileceğini vurgulayarak şöyle
diyor:

“Kar yağdığı kışlar da olacak, daha az kar yağdığı kışlar da
olacak. Türkiye’nin ekosistemlerinde ciddi sorunlar olacak ki bu
ekosistemler de bir ülkeyi bir coğrafyayı ayakta tutan şeyler...
Böceğiyle, merasıyla, kurduyla, hayvanıyla canlılar etkilenecek,
bir sürü canlı yok olacak...”

Dalfes, küresel ısınmayla mücadele konusunda, öncelikle, sera
gazlarının yayılımının azaltılması gerektiğini vurguluyor.

İstanbul Teknik Üniversitesi Avrasya Yer Bilimleri Enstitüsü
tarafından yürütülen çalışmaların önümüzdeki yıl tamamlanması
planlanıyor. |
|
Güneşin Etkisi:
ESA bilim adamlarından Paal Brekke; iklim bilimcilerinin uzun
süredir Güneş beneklerinin 11 yıllık döngüsel hareketini ve
Güneş'in yüzyıllık süreçler içinde parlaklık değişimini
incelediklerini belirtmiştir. Bunun sonucunda Güneş'in manyetik
alanı ve protonlar ile elektronlar biçiminde ortaya çıkan güneş
rüzgarının, Güneş sisteminde kozmik ışımalara karşı bir kalkan
görevinde olduğu açıklanmaktadır. Güneş'in değişken
aktivitesiyle zayıflayabilen bu kalkan, kozmik ışımaları
geçirmektedir. Kozmik ışımaların fazla olması bulutlanmayı
arttırmakta, Güneş'ten gelen radyasyon oranını değiştirerek
küresel sıcaklık artışına neden olmaktadır.
Güneş'ten gelen ultraviyole ışınım aynı zamanda kimyasal
reaksiyonların oluştuğu (ve dolayısıyla atmosferin tamamını
etkileyen)
ozon tabakası üzerinde
değişikliğe yol açacaktır.
Dünya'nın Presizyon Hareketi:
1930 yılında Sırp bilim adamı Milutin MİLANKOVİÇ Dünya'nın Güneş
çevresindeki yörüngesinin her doksanbeş bin yılda biraz daha
basıklaştığını göstermiştir. Bunun dışında her kırkbir bin yılda
Dünya'nın ekseninde doğrusal bir kayma ve her yirmi üç bin yılda
dairesel bir sapma bulunduğunu belirtmiştir. Günümüz bilim
adamlarının bir çoğu Dünya'nın bu hareketlerinden dolayı zaman
zaman soğuk dönemler yaşadığını ve bu soğuk dönemler içindeyse
yüz bin yıllık periyotlarda on bin yıl süreyle sıcak dönemler
geçirdiğini bildirmektedir. Bu da Dünya'nın doğal ısınmasının
bir nedenini oluşturmaktadır.
El Nino'nun Etkisi:
"Güney salınımı sıcak olayı" olararak tanımlanabilecek El Niño
hareketi, 1990-1998 yıllarında tropikal doğu Pasifik
Okyanusu'nda deniz yüzeyi sıcaklıklarının normalden 2-5º daha
yüksek olmasına neden olmuştur. Özellikle 1997 ve 1998
yıllarındaki rekor düzeyde yüzey sıcaklıklarının oluşmasında,
1997-1998 kuvvetli El Niño olaylarının etkisinin önemli olduğu
kabul edilmektedir. 1998'deki çok kuvvetli El Niño bu yılın
küresel rekor ısınmasına katkıda bulunan ana etmen olarak
değerlendirilebilir.
|
Yapay nedenler
Fosil Yakıtlar:
Kömür, petrol ve doğalgaz dünyanın bugünkü enerji ihtiyacının
yaklaşık u'lik bölümünü sağlamaktadır. Yapılarında karbon ve
hidrojen elementlerini bulunduran bu fosil yakıtlar, uzun
süreçler içerisinde oluşmakta fakat çok çabuk tüketilmektedir.
Dünyanın belirli bölgelerinde toplanmış bu yakıtların günümüz
teknolojisiyle ¾'ünün yarısının çıkarılması imkansız; diğer
yarısının ise çıkarılması teknik olarak çok pahalıdır. Bu da
fosil yakıtları yenilenemeyen ve sınırlı yakıtlar sınıfına
sokmaktadır.
Sera gazları:
Sera Gazları Oluşumu:
Güneş'ten gelen ışınların bir bölümü ozon tabakası ve
atmosferdeki gazlar tarafından soğurulur. Bir kısmı litosferden,
bir kısmı ise bulutlardan geriye yansır. Yeryüzüne ulaşan
ışınlar geriye dönerken atmosferdeki su buharı ve diğer gazlar
tarafından tutularak Dünya'yı ısıtmakta olduğundan yüzey ve
troposfer, olması gerekenden daha sıcak olur. Bu olay, Güneş
ışınlarıyla ısınan ama içindeki ısıyı dışarıya bırakmayan
seraları andırır; bu nedenle de doğal sera
etkisi olarak adlandırılır
sera etkisinin Önemi:
Sera etkisi doğal olarak oluşmakta ve iklim üzerinde önemli rol
oynamaktadır. Endüstri devrimi ile birlikte, özellikle 2. Dünya
Savaşı'ndan sonra, insan aktivitesi sera gazlarının miktarını
her geçen yıl arttırarak yüksek oranlara ulaştırmıştır.
Bu etkinin yokluğunda Dünya'nın ortalama sıcaklığının -18ºC
olacağı belirtilmektedir. Ancak yaşamsal etkisi olan sera
gazlarının miktarının normalin üzerine çıkması ve bu artışın
sürmesi de Dünya'nın iklimsel dengelerinin bozulmasına neden
olmaktadır.
Bu doğal etkiyi arttıran karbondioksit, metan, su buharı,
azotoksit ve kloroflorokarbonlar sera gazları olarak
adlandırılmaktadır. Ozon tabakasının incelmesi de başka bir
etkendir.
Sera Gazları : Karbondioksit
(CO2):
Dünya'nın ısınmasında önemli bir rolü olan CO2, Güneş
ışınlarının yeryüzüne ulaşması sırasında bu ışınlara karşı
geçirgendir. Böylece yeryüzüne çarpıp yansıdıklarında onları
soğurur.
CO2'in atmosferdeki kosantrasyonu 18. ve 19. yüzyıllarda 280-290
ppm arasında iken fosil yakıtların kullanılması sonucunda
günümüzde yaklaşık 350 ppm'e kadar çıkmıştır. Yapılan ölçümlere
göre atmosferdeki CO2 miktarı 1958'den itibaren %9 artmış ve
günümüzdeki artış miktarı yıllık 1 ppm olarak hesaplanmıştır.
Dünyada enerji kullanımı sürekli arttığından, kullanılmakta olan
teknoloji kısa dönemde değişse bile, karbondioksit artışının
durdurulması olası görülmemektedir.
Sera Gazları: Metan (CH4):
Oranı binlerce yıldan beri değişmemiş olan metan gazı, son
birkaç yüzyılda iki katına çıkmış ve 1950'den beri de her yıl %1
artmıştır. Yapılan son ölçümlerde ise metan seviyesinin 1,7
ppm'e vardığı görülmüştür. Bu değişiklik CO2 seviyesindeki
artışa göre az olsa da, metanın CO2'den 21 kat daha kalıcı
olması nedeniyle en az CO2 kadar dünyamızı etkilemektedir.
Amerika ve birçok batı ülkesinde çöplüklerin büyük yer kaplaması
sorun yaratmaktadır. Organik çöplerden pek çoğu ayrışarak büyük
miktarda metan salgılamakta, bu gaz da özellikle iyi
havalandırması olmayan ve kontrol altında tutulmayan eski
çöplüklerde patlamalara ve içten yanmalara neden olmaktadır.
Daha da önemlisi atmosfere salınan metan oranı artmakta ve bunun
sonucu olarak da sera
etkisi tehlikeli boyutlara
varmaktadır.
Sera Gazları: Azotoksit ve Su
Buharı:
Azot ve oksijen 250ºC sıcaklıkta kimyasal reaksiyona giren
azotoksitleri meydana getirir. Azotoksit, tarımsal ve
endüstriyel etkinlikler ve katı atıklar ile fosil yakıtların
yanması sırasında oluşur. Arabaların egzosundan da çıkmakta olan
bu gaz, çevre kirlenmesine neden olmaktadır.
Sera etkisine yol açan gazlardan en
önemlilerinden biri de su buharıdır. Fakat troposferdeki
yoğunluğunda etkili olan insan kaynakları değil iklim
sistemidir.
Küresel ısınmayla artan su buharı
iklim değişimlerine yol açacaktır.
Sera Gazları:
Kloroflorokarbonlar (CFCs):
CFC'ler klorin, flüorin, karbon ve çoğunlukla da hidrojenin
karışımından oluşur. Bu gazların çoğunluğu 1950'lerin ürünü olup
günümüzde buzdolaplarında, klimalarda, spreylerde, yangın
söndürücülerde ve plastik üretiminde kullanılmaktadır.
Bilimadamları bu gazların ozonu yok ederek önemli iklim ve hava
değişikliklerine neden olduklarını kanıtlamışlardır. Bu gazlar;
DDT, Dioksin, Cıva, Kurşun, Vinilklorid, PCB'ler, Kükürtdioksit,
Sodyumnitrat ve Polimerler'dir.
Sera Gazları:
Kloroflorokarbonlar (CFCs):
1- DDT: 1940-1950 yılları arasında dünya
çapında tarım alanlarındaki böcekleri zehirlemek için
kullanılmıştır. Kimyasal adı 'diklorodifeniltrikloroetan'dır.
Klorin içeren bu gazın insan dahil diğer canlılar için de
öldürücü olduğu fark edildikten sonra üretimden kaldırılmıştır.
2- Dioksin: 100'ün üstünde çeşidi vardır.
Bitkilerin ve böceklerin tahribatı için kullanılır. Çoğu çeşidi
çok tehlikelidir; kansere ve daha birçok hastalığa neden
olmaktadır.
3- Cıva: Cıvanın en önemli özelliği diğer
elementler gibi çözünmemesidir. 1950-1960 yılları arasında
etkisini önemli ölçüde göstermiş, Japonya'da birkaç yüz
balıkçının ölümüne neden olmuştur. Bir ara kozmetik ürünlerinde
kullanılmışsa da daha sonra son derece zehirli olduğu anlaşılıp
vazgeçilmiştir.
4- Kurşun: Günümüzde kalemlerin içinde grafit
olarak kullanılmaktadır. Vücudun içine girdiği takdirde çok
zehirleyicidir; sinir sistemini çökertip beyne hasar verir.
5- Vinilklorid: PVC yani 'polyvinyl chloride'
elde etmek için kullanılan bir gaz karışımıdır. Solunduğunda
toksik etkilidir.
6- PCB'ler: PCB, İngilizce bir terim olan 'polychlorinated
biphenyls' ten gelmektedir. Bu endüstriyel kimyasal toksik ilk
olarak 1929'da kullanılmaya başlanmış ve 100'ün üstünde çeşidi
olduğu tespit edilmiştir. Bunlar büyük santrallerdeki elektrik
transformatörlerinin yalıtımında, birçok elektrikli ev
aletlerinde aynı zamanda boya ve yapıştırıcıların esneklik
kazanmasında kullanılmaktadır. Bunun yanında kansere yol açtığı
bilinmektedir.
7- Sodyumnitrat: Füme edilmiş balık, et ve
diğer bazı yiyecekleri korumak için kullanılan bir çeşit tuzdur.
Vücuda girdiğinde kansere yol açtığı bilinmektedir.
8- Kükürtdioksit (SO2): Bu gaz sülfürün, yağın,
çeşitli doğal gazların ve kömürle petrol gibi fosil yakıtların
yanması sonucu açığa çıkar. Kükürtdioksit ve azotoksidin
birbiriyle reaksiyonu sonucunda asit yağmurlarını oluşturan
sülfürürik asit (H2SO4) oluşur.
9- Polimerler: Doğal ve sentetik çeşitleri
bulunmaktadır. Doğal olanları protein ve nişasta içerirler.
Sentetik olanlarıysa plastik ürünlerinde ve el yapımı kumaşlarda
bulunup naylon, teflon, polyester, spandeks, stirofoam gibi
adlar alırlar.
Sera Gazları: Ozon:
Ozon tabakasının incelmesi "Küresel Isınma"yı dolaylı yoldan
arttırmaktadır. USNAS'ın 1979'da yayınladığı raporda, ozon
tabakasında %5 - arasında bir azalma olduğu gözlemlendiği öne
sürülmüştür.
Oysa bundan bir yıl önce Kasım 1978'de uzaya fırlatılan Nimbus-7
uydusundan alınan verilere göre toplam atmosferik ozon seviyesi
1979-1991 yılları arasında orta enlemlerde %3-%5, yukarı
enlemlerde %6 ila %8 arasında azalmıştır (Gleason 1993). 1992
yılında Antartika'daki Ozon seviyesi ise 1979'daki seviyenin
P'sine inmiştir. 1950 ve 60'lı yıllardaki ozon kalınlığı da
1990'lı yıllardan sonra 1/3'üne kadar inmiştir. "The National
Research Council"ın 1982 Mart raporuna göre CFC salınımı bu
şekilde devam ederse 21. yy'nin sonunda stratosferdeki ozon
miktarı %5 ile arasında bir değerde azalacaktır.
Sera Gazlarının Bilinen ve Olası Etkileri:
Dünyanın sıcaklığı sanayi devriminden bu yana 0,45ºC artmıştır.
Bunun esas nedeni fosil yakıtların yanması sonucu açığa çıkan
CO2 ve diğer sera gazlarıdır. Artan nüfus ve büyüyen ekonominin
enerji gereksinimleri de fazlalaşmaktadır. Bu gereksinimin
karşılanması ise fosil yakıt tüketiminin artmasına ve
atmosferdeki CO2 miktarının büyük ölçüde çoğalmasına neden
olmaktadır. Sıcaklık artışının olası etkileri teoriler biçiminde
incelenmektedir.
Şehirlerin Isı Adası Etkisi:
Güneşli ve sıcak günlerde, yoğun nüfuslu ve yüksek binaların
sıklıkla görüldüğü kentsel bölgelerin çevrelerine göre daha
sıcak olmaları, şehirlerin ısı adası etkisini oluşturur. Bu
asfaltlanmış alanlar,bitki topluluklarının köreltilmiş olduğu
bölgeler ve siyah yüzeyler "ısı adası etkisi"nin başlıca
nedenleridir.
Kentleşmiş alanlarda hava dolaşımının yapılaşmanın artışıyla
engellenmesi ve doğal iklim ortamının bozulması yerel bir
ısınmaya yol açar. Bu tür yerel ısınmalar da küresel
ısınmayı arttırıcı etkidedir.
Şehir planlamasında ve bina yapımında güneş ile yapı arasındaki
ilişkinin iyi ayarlanması ısı adası etkisini engelleyecektir.
Örnek Şehirler:Detroit (USA), Los Angeles (USA) ,Hong Kong
(ÇİN)...
Smog:
Havaya salınan fazla miktardaki gazlar, atmosferdeki havayı
yoğunlaştırır, gaz tabakasını kalınlaştırır. Bu yüzden gelen
güneş ışınları daha fazla emilir, daha az yansıtılır ve yapay
bir
sera etkisi oluşur. Gazlar,
özellikle büyük şehirlerde, Hava Yoğunluğu (Smog) oluşturarak
etkili olmaktadır.
Smog oluşumunun bulunduğu yerleşim yerlerinde yaşayan insanlarda
- Akciğer ağrıları
- Hırıltı
- Öksürük
- Baş ağrısı
- Akciğer iltihapları görülür.
Sera Gazlarının Bilinen ve
Olası Etkileri:
Kuraklık ve seller: Sera etkisi çeşitli iklim değişikliklerine
yol açacaktır. Önlem alınmadığı takdirde bazı doğa olaylarının
olumsuz etkileri çok büyük boyutlara ulaşacaktır.
Güç üretiminde azalma: Elektrik güç
santrallerinin tamamı suya ihtiyaç duymaktadır. Sıcak geçen
yıllarda elektrik istemi artacak fakat su miktarının
azalmasından dolayı elektrik üretimi düşecektir. Bu da devlet ve
halklara ekonomik sıkıntılar yaşatacak, çeşitli sorunlara neden
olacaktır.
Nehir ulaşımında problemler: Sıcaklık artışına
bağlı olarak nehir sularının alçalması, suyolu ticaretine engel
oluşturup ulaşım giderlerini arttırmaktadır.
kaynak:www.gsl.gsu.edu.tr/gwp/tr/index.html |
| Küresel Isınma Nedir Küresel
Isınmanın Sebepleri Nelerdir? İnsanlar tarafından atmosfere salınan
gazların
sera etkisi yaratması sonucunda dünya
yüzeyinde sıcaklığın artmasına
küresel ısınma deniyor.
Daha ayrıntılı açıklamak gerekirse dünyanın yüzeyi güneş ışınları
tarafından ısıtılıyor.
Dünya bu ışınları tekrar atmosfere
yansıtıyor ama bazı ışınlar su buharı, karbondioksit ve metan
gazının dünyanın üzerinde oluşturduğu doğal bir örtü tarafından
tutuluyor.
Bu da yeryüzünün yeterince sıcak kalmasını sağlıyor.
Ama son dönemlerde fosil yakıtların yakılması, ormansızlaşma, hızlı
nüfus artışı ve toplumlardaki tüketim eğiliminin artması gibi
nedenlerle karbondioksit, metan ve diazot monoksit gazların
atmosferdeki yığılması artış gösterdi. Bilimadamlarına göre işte bu
artış küresel ısınmaya neden oluyor. 1860’tan günümüze kadar tutulan
kayıtlar, ortalama küresel sıcaklığın 0.5 ila 0.8 derece kadar
artığını gösteriyor.
Bilimadamları son 50 yıldaki sıcaklık
artışının insan hayatı üzerinde farkedilebilir etkileri olduğu
görüşünde.
Dünya iklim sisteminde
değişikliklere neden olan küresel ısınmanın etkileri en
yüksek zirvelerden, okyanus derinliklerine, ekvatordan
kutuplara kadar dünyanın her yerinde hissediliyor.
Kutuplardaki buzullar eriyor, deniz suyu seviyesi
yükseliyor ve kıyı kesimlerde toprak kayıpları
artıyor.Örneğin 1960’ların sonlarından bu yana Kuzey
Yarıküre’de kar örtüsünde yüzde 10’luk bir azalma oldu.
20’inci yüzyıl boyunca deniz seviyelerinde de 10-25 cm
arasında bir artış olduğu saptandı.
Küresel ısınmaya bağlı olarak dünyanın bazı bölgelerinde
kasırgalar, seller ve taşkınların şiddeti ve sıklığı
artarken bazı bölgelerde uzun süreli, şiddetli kuraklıklar
ve çölleşme etkili oluyor.
Kışın sıcaklıklar artıyor, ilk bahar erken geliyor,
sonbahar gecikiyor, hayvanların göç dönemleri değişiyor.
Yani iklimler değişiyor.
İşte bu değişikliklere dayanamayan bitki ve hayvan türleri
de ya azalıyor ya da tamamen yok oluyor.
Küresel ısınma insan sağlığını da doğrudan
etkiliyor
Bilimadamları, iklim değişikliklerinin kalp, solunum yolu,
bulaşıcı, alerjik ve bazı diğer hastalıkları
tetikleyebileceği görüşünde.
Biz neler yapabiliriz ? sorusunun
cevabı,
Neler yapabiliriz ? başlıklı
içeriğimizde. Ayrıca
Yapmamız Gerekenler başlığına da
bakabilirsiniz.
Kaynak:
kuresel-isinma.org
Küresel Isınmanın Nedenleri: Hava
koşullarının uzun bir zaman kesiti içinde ortalama durumu
iklim olarak tanımlanır. Dünya son bir milyar yıl içinde
yaklaşık ikiyüzelli milyon yıl süren sıcak dönemler ve
bunların ardından gelen dört büyük soğuk dönem
geçirmiştir. Dünya yaklaşık elli milyon yıl önce soğuk bir
döneme daha girmiş, bu dönemde yüzbin yılda bir on bin yıl
süreyle görülen sıcak dönemlerin haricinde soğuma eğilimi
göstermiştir. Şu an bu sıcak dönemlerden biri
yaşanmaktadır. Dört bin yıl önce başlayan sıcaklık
düşüşleri sonucunda Dünya'nın soğuma eğiliminin artması
beklenmekteydi fakat bu artış son yüzelli yıldır
gerçekleşmemiştir.
Güneş gibi doğal etkenlerle büyüyen bu artışın nedeni,
özellikle son dönemlerde, büyük ölçüde insan kaynaklı
olan sera
etkisiyle oluşan
küresel ısınmadır.
kaynak:www.gsl.gsu.edu.tr/gwp/tr/index.html |
| |
- Türkiye'nin ısıtma ve iklimlendirme sistemleri
teknik servisler alanında ilk web sitesi olma
özelliğini taşıyan
http://www.kurtulusteknikservis.com
- Aynı zamanda tüketicilere ve ısıtma
iklimlendirme öğrenimi gören öğrenci arkadaşlarımızı
da teknik konularda kaynak site olmaktadır.
|
|
|
|
|
 |
Teknik Destek |
 |
MSN' eklemek için tıklayın
(
Teknisyen
)
Şu An Bağlı  |
|
Nerede olursanız olun firmamızın
MSN adresinden günün
18 saati teknik destek alabilir kombi ve hidroforlar hakkında bilmek
istediğiniz tüm konulara yanıt bulabilir servis kaydı verebilirsiniz. |
| |
|
|
|
 |
 |
Duyuru |
 |
| |
|
|
|
|
 |
|
|
|
|